Umutsuzluğa yer yok! / Zarif LAÇİN

Umutsuzluğa yer yok!

Selahattin Demirtaş, eş başkanlığa aday olmayacağına dair kararını bildirdikten sonra, HDP bazı tartışmaların odak noktası haline geldi. Bu tartışmaları başlatan, eş başkanın kimin olacağına ya da olamayacağına yönelik Hasip Kaplan’ın Twitter hesabındaki açıklaması ve bu açıklamanın ardından HDP’nin ve Sırrı Süreyya Önder’in de yine aynı dozdaki açıklamaları oldu. Bunlardan harıl harıl nemalanmaya çalışanlar…
***
Peki, yaygarayı koparan şey, gerçekten de karşılıklı yapılan hatalar mıydı?
Oysa HDP, kurulduğundan beri tartışmaların ve eleştirilerin merkezinde olan bir parti değil miydi zaten. Dolayısıyla bunlar ne ilk ne de son olacak. Bu parti, yılların birikim ve özlemlerine dayanarak kuruldu. O yüzden bütün bunlar neden oldu sorusunun yanında, HDP’nin böyle bir durumla karşı karşıya bırakılmasına gerek var mıydı sorusunun üzerinde de ciddiyetle durulması gerekiyor. Üstelik HDP’nin uğradığı bunca baskı ve zulüm varken ve bir başka zulme ve baskıya da hiç ihtiyacı yokken?
***
Nice badireler atlatan HDP’nin bu tartışmaları; elbette kendine yakışır bir tutumla, parti bünyesinde, ortalığa saçmadan, malzeme konusu yapmadan, daha sağduyulu, daha akılcıl ve çözüme dayalı bir tutum takınarak sonuca götürmesi beklenirdi. HDP’nin fikrini ve amacını temsil eden yılların siyasetçilerine yakışan da buydu. Unutmamak gerekir ki; bütün bunlar partinin değil partiyi temsil edenlerin kullandığı hatalı söylemler. Bunu partiye, partinin kuruluş amacına bağlamak yersizdir. HDP, kimsenin şahsına ipotekli bir parti değil ve o gelenekten de gelmiyor. Dolayısıyla temsil edenlerin de bu ötekileştirici ve dağıtıcı üslup ve politikalarından uzak siyasi bir bilinç barındırmaları gerekiyor. Üstelik bu kadar bedel ödeyenlerin temsiliyet hakkını ve sorumluluğunu üzerine almışlarken.
***
Kim haklı sorusundan çok, bütün bunlar kime ne kazandırır, ne kaybettirir sorusuna vurgu yapmak çok daha büyük bir önem arz ediyor.
***
Elbette HDP’nin içinde farklı seslerin olması olağandır. Zaten bu fikir üzerine inşa edilmedi mi? Aksi durumda korkunun hüküm sürdüğü, demokrasiden zerre kırıntı taşımayan partilerden ve o parti temsilcilerinden ne farkı kalır? Demokrasiden yana, eşitliği esas alan, çok renklilikten beslenen, ezilen bütün halkı kucaklayan, onları temsil eden, haklarını savunan bir oluşumdan bahsetmek mümkün olabilir mi?
***
Bütün bu tartışmalar sürerken, neyse ki; Selahattin Demirtaş, bu kararın kendisine ait olduğunu, her şeyin daha iyi, daha güçlü bir şekilde ilerlemesi için bu kararı aldığını ve HDP’nin tek kişinin tekelinde olmadığını, bütün renkleri temsil ettiğini, paradan ve statüden değil halktan gücünü ve desteğini aldığını ve bu yöndeki tartışmaların kimseyi bir yere taşımayacağını, çözüm noktasında zorlayıcı adımların atılması gerektiğine vurgu yaparak; Hasip Kaplan’ın sözlerinin talihsizlik fakat ırkçılık ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini, aksine bu konuda mücadele vermiş biri olduğunu söyleyerek -duruma büyük bir ciddiyetle ve eleştirel bir bakış açısı da sunarak el koyması- akıllardaki sorulara cevap olurken, işin rengini de değiştirmiş oldu. Hemen arkasından, Ahmet Türk’ün, doğru ve tecrübeli duruşunu ortaya koyarak, “bütün bu tartışmaların nedeni”nin, “kim daha iyi hizmet edecek” sorusu olduğunu söylemesi son noktayı koymuş oldu.
***
Daha önce de belirttiğim gibi, HDP; lidercilik yarışından ve tavrından uzak, cinsiyetçiliğin, ırkçılığın, dolayısıyla ben merkeziyetçiliğin dilinden sıyrılmış, bütün halkların eşit ölçülerde, hak ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini savunan bir düşünceyle kurulmuş bileşenlerin partisidir. Bu düşüncesini, büyük bedeller ödeyerek ortaya koymuş ve tüm engellemelere ve baskılara rağmen ilerleyişini sürdürmüştür.
***
HDP, üzerinde varlığını inşa ettiği fikirleri ve bu fikirleri pratiğe dökme yönünde büyük bir titizlikle yol almıştır. Kadın özgürlüğü başta olmak üzere hak ve adalet isteyen her sesin duyulması, duyurulması yönünde vermiş olduğu mücadele yadsınamaz. Kadınların aktif ve yoğun bir şekilde bütün alanlarda yer almaları, her dilden, her dinden, her ırktan insanın bu çatı altında birlikte yürümeleri ve mücadele etmeleri iyi bir örnektir diye düşünüyorum.
Dolayısıyla her ne kadar bazı mecralarda HDP’nin nasıl bir parti olduğu ya da olması gerektiği konusunda tartışmalar gündeme taşınmış olsa da, suni konular üzerinden HDP’nin kuruluş amacı ve hedefi bilinçli ya da bilinçsizce pasifize edilmeye çalışılsa da Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu en temel parti olduğu gerçeğini değiştiremez kuşkusuz. Birtakım eksikliklere rağmen… HDP, yıllardır dayatılan bir ırkın tekleştirme mantığını reddederek, bu düşüncenin zulmünden ve egemenliğinden uzak,  bütün renkleri bir çatı altında toplayarak haklarını arayan herkesin sesi olma amacını gütmüştür. O yüzden; bütün olumsuzluklardan sıyrılarak, umutsuzluğa yer vermeden, yanlışlardan ders çıkararak, kişisel bütün çıkarları bertaraf ederek, aktif bir zeminde daha güçlü bir şekilde ilerlemeleri, bütün halkların yararına olacaktır. Halkın talepleri ve beklentileri gözardı edilmeden…
***
Selahattin Demirtaş’ın söylediği gibi; “En karamsar olduğunuz zamanlarda bile ayak ucunuza değil ufka bakın, umudu göreceksiniz mutlaka, göremiyorsanız bir daha bakın, görene kadar bakın”.
***
Peki amaçlarına ulaşamayanlar ne yapacak?
***
Onlar yine kendilerine yeni fırsatların doğmasını bekliyor olacaklar. Bu onların işi.
***
Herkes kendi işini yapmalı öyle değil mi?…
Zarif LAÇİN

Zarif LAÇİN Kimdir?

25 Mart 1981 doğumlu Zarif, “kaliteli insan, kaliteli bir yaşam doğurur ve geride bırakabileceği de yine öyle bir hayat olur” diyor.

Tüm hikayeler o ilk nefesten itibaren hayat bulur. Suya atılan taşın oluşturduğu küçük çaptaki dalganın, bir başka çapta büyük dalgaları peşinden sürüklediğini unutmamak gerekir. İşte bunu hiç unutmayan kişidir Zarif.  Radyo-Tv Yayıncılık sadece bir meslektir onun için…

 


Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?