Sayın İsmail Küçükkaya, Türkiye’nin gündemi ‘Abdullah Gül’ değil; ‘ekonomi’ / Funda ÇAKAR

Sayın İsmail Küçükkaya, Türkiye’nin gündemi ‘Abdullah Gül’ değil; ‘ekonomi’

“Yeni bir güne yine işsiz uyanıp yatağından çıkmak istemeyen üniversite mezunu gencin gündeminde Abdullah Gül’ün olduğunu hiç düşünmüyorum mesela. Belki küfretmek için şöyle bir aklına gelmiştir ama o da gündem olmamıştır…”

Sabah haberlerini izleyerek güne başlamak pek akıl kârı değil gibi gelmeye başladı bana.
Sabah, İsmail Küçükkaya, Abdullah Gül haberi yaparken Türkiye’nin gündeminde olduğu gibi bir girizgâh yaptı.
Yoo, Türkiye’nin gündeminde Abdullah Gül yok. O’nu siz gündem yapıyorsunuz. Nereye gitmiş, ne söylemiş, ne yemiş, ne içmiş?  Tüm bunları derleyip toplayıp gündem yapan bizzat sizsiniz.

***

Sabah sizin yayın yaptığınız saatlerde Türkiye’nin gündemi muhtemelen kahvaltı masasına ne koyduğu, çocuğunu gece karanlığında bir servis şoförüne emanet edip şehrin trafiğine bırakmak, akşama da sağ salim almak olsa gerek. Muhtemel ödenecek faturalar vardır, 100 liralık faturanın 60 lirası vergidir, adam küfrede küfrede çıkmıştır evinden..

***
Yeni bir güne yine işsiz uyanıp yatağından çıkmak istemeyen üniversite mezunu gencin gündeminde Abdullah Gül’ün olduğunu hiç düşünmüyorum mesela. Belki küfretmek için şöyle bir aklına gelmiştir ama o da gündem olmamıştır…

***
Üniversite hayatına atılmak isteyen liseli gençlerin gündemi de oldukça farklı bence. Her okul taksidinde, servis ücreti veya yemekhane faturası geldiğinde annesinin yüzündeki o acımsı, ekşimsi yüz vardır muhtemelen.
Malum, devlet okullarının müfredat ve işleyişi bitik durumda. Eğer üniversite kazanmak istiyorsanız artık ya özel okula ya koleje ya da özel ders almaya ihtiyacınız var. Öyle okul taksiti, servis ücreti, yemekhane faturası ödemekle de kurtulamıyorsunuz. Her hafta kaynak kitap, test kitabı, fotokopi parası ‘kol gibi giriyor’ bir ailenin gündemine. Sen de orada konuşuyorsun işte kendi kendine “ Türkiye’nin gündeminde Abdullah Gül var “ diye. Yok öyle bir şey!

***
Türkiye’de gençlerin gündeminde iyi bir lise veya üniversite kazanmak var. Bunu başarabilmek için feda ettikleri çocukluk ve gençlik yılları var. Mezun olduktan sonra iş bulup bulamayacağı kaygısı var. Onca masraftan sonra aileye madara olma korkusu var…

***

Hep masraf mı var?

Hayır, masrafsız da halledebiliyorsunuz. Günde 1 lira harçlık alan genç var lan bu ülkede. 1 lira cebinde bütün gün (eğitimin tam gün olduğu bölgeler için söylüyorum ) aç, sefil, ezik okumaya çalışan çocuklar var. Ailesine kitap almak zorunda olduğunu söyleyemeyen gencecik kızlar tanıyorum ben. Öylesine, bir şekilde bitirecekler liseyi fakat asla diğer arkadaşlarının yakaladığı fırsatlara ulaşamadığı için başarısız sayılacak binlerce genç kız ve erkek çocuklarımız var; hani şu “ geleceğimiz “ olan gençler.
***

Ah bir de, taşeron işçiler var. Kadroya alınmak için sınava girecek ve bunun için de ilk önce geçmişe bir perde çekecek. Tüm haklarından vazgeçip sınava girecek kazanamazsaaaa, kazanamayacak. O kadar. Her şey bitmiş olacak. Haklarından da vazgeçtiği için hiçbir yerden hiçbir şey gelmeyecek. Misal önceki iş yerinden alacağı varsa onu da alamayacak. Muhtemel bu işçi şu an Abdullah Gül yerine “lan bu kanun ancak işverene yaradı galiba“ aydınlanmasını yaşıyordur. Yaşamıyorsa da Abdullah Gül’ü düşünsün tabi, düşünecek başka bir şey yok demek ki; düşünme yetisini kaybetmiştir…

***

Duble yollarda hiç bitmeyen trafik de olabilir bak gündemde.

Hiç geçmediğin köprülerin vergisi…

Aracı dahi olmayan insanlara kesilen trafik cezaları…

Ne bileyim; ‘evde rakı yapıyorduk onu da elimizden aldı(cı)lar’…

Katledilen doğaya bakıp bakıp ağlayanlar, sokakta itilip kakılan zavallı hayvancıklar…

Bir sürü bir sürü şey var Türkiye’nin gündeminde. Açlık, işsizlik, borç, onursuzluk, yoz bir kültürün şaha kalkmış olması, hukuksuzluk, gelecek kayıgısı…Bir sürü gündem!

İşte Türkiye’nin gündemi ve bu gündemin mimarı olan isimlerin “Gündem“ diye ısıtılıp ısıtılıp, parlatılıp parlatılıp ekranlara çıkarılması.

Türkiye siyaseti, bürokrat ve aydın geçinenlere bakıyoruz hep aynı aileler, aynı isimler..

Cumhuriyet öncesi bir saltanat varmış, bir aile, hanedan yıllarca yönetmiş ülkeyi. Bu güne bakıyoruz tek ailenin elinden alınmış saltanat, eyvallah da bu sefer de aileler türemiş.

Kimi başbakan olmuş, kimi milletvekili. Bir bakıyorsun A şahıs belediye başkanı, emmisi bilmem nerede rektör, amca kızı dernek başkanı.

Köşe başları tutulmuş; medya, siyaset, dernekler hep aynı ailelerin farklı bireylerinde. Dolayısıyla da bu böyle devam ettiği sürece ülkede hiçbir şey değişmeyecek.

Bugünlerin mimarlarının bir tarafları ağarana kadar halk kendi gerçeğinde boğulup gider..

Halkın tek gündemi, bu gidişi durdurmak adına harekete geçmesi, insiyatifi ele alması gerektiği gerçeği olmalı. Hiç şüpheniz olmasın ki ekranlarda siyasetçi, aydın, başkan şu-bu diye gösterilenler sizlerden çok daha fazla şey biliyor ya da yaşıyor değil. % 99’u işe yaramaz tipler.

‘Öyle değil’ diyen varsa, o zaman ben farklı bir ülkede yaşıyorum ve herkesin keyfi yerinde. Ne bileyim, bana memleket çöküyormuş gibi geliyor da.. 

Funda ÇAKAR

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?