Kurşuna Dizilen Çerkes Bir Şair: Şocentsuk Aliy / Turabi SALTIK

Kurşuna Dizilen Çerkes Bir Şair: Şocentsuk Aliy*

Çerkeslerin-Adığelerin en ünlü şairlerinden Şocentsuk Aliy, Türkiye’de pek tanınmamaktadır. 1900’de doğan Şocentsuk Aliy, dedesi tarafından o yıllarda çok az sayıda bulunan bir okula gönderildi. O dönemler bu tür okullarda Adığe boylarından Kabardeyler’in hâkim sınıfları derebeylerin çocukları okuyorlardı. Yoksul halkın çocukları ise mollaların elinde eğitim görüyordu. Şocentsuk Aliy, zengin çocuklarının okuduğu o okulda sadece okuma yazmayı öğrenebildi. Sonra bu okuldan ayrılmak zorunda bırakıldı.

Tısağo Nuri’nin açtığı bir okula devam etti. Tısağo’dan çok şey öğrendi. Adığelerin tarihini kavramanın bilincine vardı. Öğretmeninin desteğiyle Dağıstan’da açılan öğretmenlik kursuna katıldı. Bu kursta başarılı görüldü. Kırım’da öğretmen okuluna gönderildi.

Şubat 1917’de Rus burjuva devrimi gerçekleşti. Bu devrim emekçi ve köylülere bir şey vermedi. Şocentsuk Aliy, karışık ve kargaşalıkların olduğu bir dönemde Kırım’da yalnız kaldı.

O karışıklık içerisinde nasıl olduysa kendini İstanbul’da buldu. Büyük güçlükler ve zorluklar çekti. Türkçe ve Türk edebiyatını ve Fransızca’yı öğrendi. İstanbul’da bir zaman sonra Adığelerle tanıştı. Adığeler aynı dönem İstanbul’da “Guaze” (Klavuz) adlı anadilde bir gazete yayımlamaktaydılar. Şocentsuk Aliy, Türkiye’deki Adığelerin durumlarının hiç iyi olmadığını, asimile edildiklerini görünce, ilk şiirini İstanbul’da “Türk Bahçesinde” adıyla yazdı;

“Bir yaz akşamıydı 
Garip başım kucağımda
Ulusumu düşünerek
Türk bahçesinde geziniyordum
Önüm de güzelim güzellere
Karayılan örneği, rastladığımda
Tanışmak istedim, sorduğumda
Jampago ve Seteney idi güzeller.
Gözümün nuru Jampago’ya 
Derdimi anlattığımda
İlk armağanım selamımı bile
Almadı, Adığece anlamadı.”

Şocentsuk Aliy, Adığelerin kültürlerini koruyup geliştirmelerini, dillerini yaşatabilmelerini istemekteydi. Kendi halkının edilgenliğini yine şu dizeleriyle kınadı:

“Peri gibi dilberim bu bacılarımızın
Yabancılaşırken birden kendilerine,
En geri bu barbar turanların
Adığelere boyun eğdirmelerini
Ataları haksızlığa tahammül edemeyen
Kafkas delikanlılarının 
Kabullenemeyeceklerini umuyor kalbim
Ve kızıyor, içerleniyorum güzel Jampago’ya.”

Şocentsuk Aliy, 1919’da İstanbul’dan ülkesine geri döndü. Halkının sosyalizm yolunda geleceği için köylerde ilk iş olarak öğretmenliğe başladı. Öğrencileri arasında Alim Kışoko, Aliy’den etkilenerek şair ve edebiyatçı ve sonra da yoldaşı oldu. Aliy, ilk defa bu sıralar Adığe kültürü, folklörü ile uğraşmaya başladı. Aliy’in en büyük arzusu halkını okuma yazmaya kavuşturmak, bilime yönlendirmekti.

Öğretmenliğini ve ozanlığını sürdüren Şocentsuk Aliy, İkinci Dünya savaşında, halkının mutluluğu ve sosyalizmin geleceği için Hitler’e karşı cepheye giderek savaşa katıldı. Cephede pek çok şiir yazan ozan 1941’de Almanlara tutsak düştü. Bobruysk kenti yakınlarında bir toplama kampında faşistler tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü.

Şocentsuk Aliy’in onurlu ve mücadele dolu yaşamında yazdığı bazı eserleri şunlardır: Emekçiyi Bilime Özendiren Halka En Yakın Kişi Kimdir?, Kolhoz Karığı, Ne Olur Uğraşayım Özgürce, Çekil, Büyük Tabanca, Karbeç’in Yarınları, Pirenelerin Gölü, Korsanlar, Bir Mayıs, Kulkujunun Bir Günü …

Şairin yazdığı öyküler ise; Kış Gecesi, Tembot’un Geçen Günleri, Bir Ölçek Un, Armut Ağacının Altında… Ayrıca Yiğit Genç, Kambet ile Latse destanlar eserleri arasındadır.

Şocentsuk Aliy, yazdığı Kambet ile Latse Destanı’nda, Adığe kadınının sosyal durumunu, Ekim Devriminden önceki ezilmişliğini, baskıya ve haksızlıklara uğramasını ve Adığe kadınının doğruluğunu, dürüstlüğünü anlatır. Adığe edebiyatına en başarılı ürünleri Şocentsuk Aliy  kazandırmıştır.

Turabi SALTIK


(*) SALTIK, Turabi; JANE SPHO Lale.
Doğumunun Yüzüncü Yılında Çerkes/Adığe Şair Şocentsuk Aliy, Piya Yayn., Ist.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?