Konfor alanınızdan cesaretle çıkın!

Konfor alanınızdan cesaretle çıkın!

Konfor alanı, insanların ilerlemesini engelleyen, kişilerin zamanla pas tutmasına sebep olan bir çapa gibidir. Bu alanın içerisinde bulunan birey kendini güvende hisseder fakat köreldiğinin farkında değildir. Çıkış yolu ise cesarettir.

Adı gibi sempatik olmayan bu konfor alanı nedir nasıl oluşur?

Kendimizi rahat hissettiğimiz her an bir konfor alanı içerisindeyizdir. Egomuz bizi bu alanda tutmak için elinden geleni yapar. Her şey yolunda gibi, iyi gibi, keyifli gibi gelmektedir. Bu durum sadece geçici bir süreçtir. Konfor alanının ileri seviyelerinde sıkıcılık, monotonluk, atalet hali baş gösterecektir ki bu konfor alanını azap alanına çevirecektir. Kısacası konfor alanı değişim başlayana kadarki zamanda içinde bulunduğumuz durumdur, sabitlik söz konusudur; herhangi bir değişim yoktur. Başarılı insanlar, kariyerlerinde ilerleyen kişiler ve hızla büyüyen kurumlar konfor alanı dışında sürekli bir değişim hali içerisindedirler.

Konfor alanının dışı neresidir?

Konforlu alanının bir tık dışı gelişme alanıdır. İşte bireyleri ve kurumları geliştiren ve olması gereken bölge burasıdır. İki tık dışı ise panik alanıdır. Bu kısım aynı zamanda korku, huzursuzluk, çaresizlik, umutsuzluk, saldırganlık gibi hallerin bulunduğu bölgedir gelişme alanı konforun bozulduğu değişimin başladığı alandır. Bu alanda eskiye dair bir takım oluşumlar yıkılır.

Örnek verirsek konfor alanınızdasınız ve sürekli bir şeyler yiyor beslenmenize dikkat etmiyorsunuz. Üstelik spor yapmıyor aksine genellikle bir eylemsizlik halindesiniz. Her gün şerbetli tatlılar, hamur işleri, yan gelip yatmalar işinize geliyor. Hızla kilo alıyorsunuz ve siz bundan memnunsunuz. (Konfor alanı)

Gün geçtikçe aldığınız kilolar sağlığınızı olumsuz etkilemeye başladığında içinde bulunduğunuz durumdan rahatsız olmaya başlıyor ve spor yapmaya karar veriyorsunuz. İşte bu karar süreci sizin konfor alanından çıkmak istediğinizi kendinize beyan ettiğiniz andır. Konfor alanı dışında neler var? Günlük diyet yapılacak. Besinler seçilerek tüketilecek gelişigüzel yenilmeyecek. Spor yapılacak, istenilen form elde edilene kadar eski alışkanlıklardan uzak durulacak. Verilen kararın ardından uygulamaya geçildiğinde konfor alanı artık gelişme alanına dönüşmüştür. Bu değişim kişiye yeni durum hakkında bilgiler verecektir. Ego ise konfor alanında kalmak için elinden geleni yapacaktır. Ego kendini genellikle zihin sesleriyle gösterir. Der ki “spor yaparak kilo veremezsin. Her gün baklava yemezsen bayılırsın. Sen balık etlisin, kemiklerin iri yoksa kilolu değilsin boşuna rahatını bozma.”

Zihnin sesine kulak verip vazgeçerseniz tekrar konfor alanına dönmüş olursunuz bu da kararınızı bozar.

Bozulan karar sizin kendinize olan güveninizi sarsar. Kendinize karşı verdiğiniz bir sözü tutmamış olursunuz ve egoyu mutlu edip ilerlemenizi engellemiş olursunuz. Aslında ego kötülüğünüzü istemiyor. Bilinçaltı seviyesinde çalışan bu mekanizmanın tek amacı içinde bulunduğunuz durumu ve sizi korumak. Bu nedenle potansiyel bir değişim süreci iç güdüsel olarak bilinçaltı tarafından engellenmek istenecektir. Konfor alanı dışına çıkmak bu engelleri aşmak anlamına gelir. Bahsi geçen konu için ego ölür. Bu iyi bir şeydir, artık değişim başlamış eski defterler kapanmıştır.

Yıllardır aynı meslekte çalışıyorsunuz. Artık size hiçbir şey katmadığını düşünüyorsunuz.

Sürekli olarak yeni fikirler üretiyor, farklı denizlere açılan yelkenlilerde kendinizi hayal ediyorsunuz. Siz düşündükçe karşınıza yeni iş fırsatları çıkıyor ve iş değiştirmeniz için sizi teşvik ediyor. Fakat arka plandaki ego durmadan konuşuyor. “Sakın işini bırakma. Bu zamanda iş bulmak zor. Az çok bir maaşın var hayallerini unut işine odaklan. Ya istediğin iş tutmazsa bu işten de olursun. Emekliliğine az kaldı otur oturduğun yerde.” Egoyu dinleyen birey hayalindeki yeni işten vazgeçecek ve rutin hayatına devam edecektir. Eğer bu halinden memnun olsaydı sorun olmayacaktı. Fakat memnun olmadığı için konfor alanı azap alanına dönüşecek rahatsızlık vermeye başlayacaktır. Fırındaki taze ekmeğin kokusunu aldıktan sonra bayat ekmek artık eski lezzetini vermeyecektir. Konfor alanında kalmak güvenlidir. Risk azdır ve otomatik pilotta işleyen enerji gerektirmeyen bir sabitlik söz konusudur.

Araba kullanmayı öğrenmeyi istemek konfor alanının dışına çıkmaya güzel bir örnektir.

Sürekli otobüslere binmekten sıkılmış olabilir, artık kendi aracınıza sahip olmak isteyebilirsiniz. İçinizdeki ego yine konuşmaya başlar: “Ne gerek var? Ehliyet almak çok para. Araba almak çok para. Birikimini boşuna harcama. Benzine sürekli zam geliyor, gel vazgeç bu sevdadan.” Kararlı davrandınız ve bir cesaretle ehliyet kursuna gittiniz. Artık konfor alanı bozuldu, gelişme alanı başladı. Sınavları da verdiniz ve artık nur topu gibi bir ehliyetiniz oldu.

Sıra geldi araba satın almaya. Egonuz yine başladı. “Aldın işte ehliyeti otur oturduğun yerde. Hem trafik var araba işine yaramaz. Ne zaman kullanacaksın ki arabayı?” Egoyu dinlemediniz ve yine konforlu alanını zorlayarak taksitle ya da peşin fiyatına gittiniz bir araba aldınız. Artık değişim son buldu. Yeni bir konfor alanı oluştu. Şimdi egonuz yeni alanı korumak için görev başında. “Arabayı yeni aldın dikkat et vurma sakın. Her gün temizle kirletme.” Arabayı satmayı mı düşündünüz? “Sakın satma arabayı, otobüsle mi gideceksin işe? Araba ile hafta sonları gezintiye çıkıyorsun ne gerek var satmaya?” Gördünüz mü ego yeni hali korumak için çabalıyor. Bu hep böyledir. Yeni durum konforlu alanınıza dönüşmüşse onu korumak için bilinçaltı seviyesinde bir direnç oluşacaktır.

Panik alanı nedir?

Konfor alanını olumlu olarak değiştiren bölge gelişme alanıdır. Bir de panik alanı var ki işte bu noktada dikkatli olmak gerekiyor. Bu alanda rahat düşünmek genellikle mümkün olmuyor. Kaygı, korku, endişe gibi duygular ön planda oluyor. Aynı örnekle bu alanı açıklayalım.

Araba almaya karar verdiniz ehliyet kursuna gittiniz, ehliyeti ve arabayı aldınız. Birkaç gün geçmeden küçük bir kaza geçirdiniz. Öyle korktunuz ki artık direksiyona dokunmaya bile cesaretiniz kalmadı. Araba kullanmayı geçin hiçbir vasıtaya binemez hale geldiniz. İşte bu panik alanıdır. Cesaret kırılmış, kaygı ve endişe hakim olmuştur. Bu alanda tekrar araba kullanmaya kişiyi teşvik etmek oldukça zor olacaktır.

Bir başka örnekle, büyümeyi hedefleyen bir şirket, içinde bulunduğu durumun dışına çıkmaya karar verir. Personel ikramiyelerinden kesilir, birkaç aylık tasarruflar uygulanır ve şirket büyümeye başlar. Her şey önce tahmin edilen şekilde gelişir. Sonra ise beklenmedik olaylar gerçekleşir ve tüm plan tepetaklak olur. Personel maaşları ödenemez, borçlar birikir, şirket iflasa sürüklenir. Son gelinen bu nokta panik alanıdır. Tam tersi bir örnek de verebiliriz. Şirkette her şey tahmin edilen şekilde gelişirken birden satışlar artmaya başlar. Sipariş sayısı üretimini aşar ve şirket taleplere cevap veremez hale gelir. Bu da panik alanıdır.

Bu tür durumlar için kriz yönetimi konusunda uzman olmak ve beklenmedik durumlarda bireyi veya kurumu panik alanından çıkartmak gereklidir. Ayrı bir yazının konusu olabileceğini düşündüğümden kriz yönetimine hiç girmeyeceğim.

Gelişim için cesaret ve konfor alanını terk etmek gereklidir

Konfor alanınızı kendi kendinize sorgulamanız mümkündür. Eğer her gün aynı yemekleri yemeyi tercih ediyorsanız, sürekli aynı yerlerde geziyor farklı deneyimlerden kaçınıyorsanız, tatile hep daha önce gittiğiniz yerlere gidiyorsanız, bildiğiniz markaların dışında ürün satın almaktan çekiniyorsanız siz de konfor alanınızı korumaya çalışıyorsunuz demektir. Bu yanlış bir şey değildir. Bilinçaltı seviyesinde doğal olarak gelişen, zarar görmenizi minimuma indirgemeye çalışan bir mekanizmadır. İlerlemeyi, büyümeyi, yeni bir şeyler öğrenmeyi, kariyer yapmayı vb. hedefliyorsanız konfor alanını bozmak zorundasınız. Siz hiçbir şey yapmasanız piyangodan büyük ikramiyeye konsanız dahi konforlu alanınız bozulacaktır.

Elinize geçen yüklü miktardaki parayı korumaya çalışacak ne yapacağınızı şaşırdığınızda ise panik alanına girmiş olacaksınız. Yaşamın farklılıklar gösteren neredeyse her alanında konfor, gelişme ve panik alanlarından bahsedilebilir. Önemli olan cesaret gösterip bir üst seviyeye çıkmak, konforlu alanı ile gelişme alanı arasında kontrollü geçişler yapabilmektir. Bunu sağlayan birey ve kurumlar genellikle başarı göstermişlerdir. “Cesaret” kelimesindeki “C” harfi silindiğinde geriye kalan ‘konfor alanı’dır.

Mert Eser Aliefendioğlu

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?