Cemre / Erdinç OZAN

Cemre

Cemre ayına geldik. Yine, havaların ısınmaya başladığını işaret eden cemrelerin tek tek düşmeye başladığından söz edeceğiz. Pek nedir cemre? Gökten aşağı düşen ve adına cemre denen şey nedir, nasıl bir şeydir? Şimdi böyle bir soru sorsak, kısa ve boş gözlerle bakıp düşünceli bir hal alırız ama ağzımızdan yanıt veya açıklama niteliğinde tek söz çıkmaz. Çünkü, gökten aşağı havayı, denizi, karayı ısıtan hiçbir şey düşmez.

Cemre sözcüğünün karşılığı tam olarak bilinmiyor. Bir rivayete göre Hac sırasında şeytan taşlamada atılan taşlara cemre denir. Bir başka rivayet ise  Orta Asya Türk atlılarının soğuk kış günlerinde ısınmak için yaktıkları büyük ateşin havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte kor haline gelmesine cemre denir. Kesin olarak, cemre sözcüğünün bir anlamı yoktur. Nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, bu sözcük nereden gelmiş olursa gelsin, ilkbahar mevsimiyle birlikte anıldığı kesin. İlkbaharın gelmekte olduğunu hatırlatan bir sözcük.

‘Cemre düştü’ ifadesi tamamen boşlukta kalmış bir inançtır. Gökten düşen nedir? Taş, toprak, su…? Hiçbiri değil. Cemre bir hatırlatma, ilkbaharı karşılamaya hazırlanmadır. Aslına bakılırsa cemrenin sıralaması da yanlıştır. Bilindiği gibi önce havaya, sonra suya, en son taprağa düşer deniyor ya külliyen yanlış. Birinci cemre havaya düşünce havanın ısınmakta olduğu anlatılıyor olsa gerek. İkinci suya düştüğünde havadan sonra suyun ısındığını son olarak da toprağa düştüğünde hava ve sudan sonra toprağında ısındığı ve artık baharın geldiği anlatılmak isteniyor. İşte bu sıralama bilimsel açıdan olanaksız. Çünkü; önce hava değil toprak ısınır. Güneşin gönderdiği ışınlar ile oluşan sıcaklık enerjisi önce toprağı ısıtır. Isınan toprak da önce ona değen havayı, hava da ona değen daha yüksekteki havayı sürtünerek aşağıdan yukarıya doğru ısıtır. Aksi durumda önce hava ısınmış olsaydı yükseldikçe hava ısınır, yükseklerde hava daha sıcak olurdu. Demek ki önce toprak, sonra ona değen hava ısınıyor. Bu durumda 1. cemre havaya düştü sözü havada kalır, yanlıştır. Eğer gökten adına cemre denen bir şey düşüyorsa o önce toprağa düşmek zorunda.

İkinci cemre suya mı düşüyor? Su en geç ısınandır. Ve en geç de soğuyan. Öyle olmasaydı toprak ısınmadan, hava ısınmadan denize girmemiz gerekirdi. Denize en son girdiğimize göre bu sıralama da yanlış.

Üçüncü cemre toprağa düştü deniyor. Buradan anlaşılan toprağın en geç ısındığı. Oysa yukarıda anlattığım gibi ilk önce toprak ısınır. Sonra hava. En son su. Eğer cemre düştü sözüne inanacaksak en azından sıralamayı şöyle yapmalıyız. 1. cemre toprağa, 2. cemre havaya, 3. cemre suya…

Birinci cemrenin 16 Şubat, ikincinin 27 Şubat, üçüncünün 6 Mart’ta düştüğü varsayılıyor. Oysa ilkbaharın gelişi doğu ve batı bölgelerimizde farklıdır. Kış ilkbahardan, ilkbahar yazdan, yaz sonbahardan, sonbahar kıştan daima biraz yer. Bunu da başka bir yazımıza ayıralım.

Erdinç OZAN


Erdinç OZAN Kimdir?

1957 Rize doğumlu. Rize Lisesi Edebiyat bölümünü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize Meslek Yüksek Okulunu ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Ekonomist ve yazar.

29 yıl Rize’de, 24 yıl İstanbul’da 6 yıl Karabük’te yaşadı. Ayvalık’a yerleşti ve son bir yıldır burada yaşamakta. Özel sektörde satış ve pazarlama uzmanı ve müfettiş olarak çalıştı. Emekten yana olduğu için kendi deyimiyle 22 kez iş değiştirdi ve 19 işten kovuldu.

Yazı yaşamına 1980 de öykü yazarak başladı. Yüzlerce Sanat-Edebiyat dergisinde ve gazetelerin sanat yapraklarında şiir, deneme, öykü ve eleştirileri yayımlandı. Eleştirel yazılarında eş-dost ayrımı yapmadan yanlışların altını cesurca çizmesiyle tanındı. Toplumcu-Gerçekçi sanat anlayışını benimseyen yazar, tüm karakterlerini yaşamın içinden aldı. Sanal dünyalar ve ütopik duygulardan uzak, hayatın katı gerçeklerini akıcı bir dille gözler önüne serdi. Gerçeklerden yola çıkarak gerçeğe ulaşmayı hedefledi. Yaşanmış ya da yaşanmakta olan hayatları kuytu köşelerden alıp okurlarıyla buluşturdu.

İlk kitabı ”Dağlar da Ağlar” (öykü) Haziran 2014’te yayımlandı. Bu kitaptan sonra kendisine ”Dağları ağlatan yazar” yakıştırması yapıldı. İkinci kitabı ”Dökün Beni Yıldızlara” (roman) Ağustos 2016’da yayımlandı. Hemen her okuyanı gözyaşlarına boğan bu roman emeklilikte yaşa takılanların yaşadığı sosyal dramı gözler önüne serdi. İşsizliğin yol açtığı sebeplerle dağılan bir ailenin anlatıldığı kitap EYT tarafından sahiplenildi. Kitabın İzmir Karşıyaka’daki imza günü develi bir eylemle mitinge dönüştürülerek edebiyat tarihinde bir ilke imza atılmış oldu.

İrem adlı bir kız çocuğu olan Erdinç Ozan, yerel basında aynı zamanda köşe yazarlığı yapıyor. Edebiyat dergilerinde  öykü ve denemeler yazıyor. 2017’nin son ayında üçüncü kitabı doğu ve batı kültürleri arasındaki çatışmayı gerçek bir aşk düzleminde konu alan ‘Narin Safran’ adlı romanı çıkacak. Ardından ”Balıkçı Kız”,  ”Şirin mi Şirin” ve ”Tophane” adlı üç romanı daha yayımlanacak.

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?