Bir Şair… Ama Gerçekten Şair: “Songül Eski” / Erdinç OZAN

Bir Şair… Ama Gerçekten Şair…

Kim mi? Songül Eski…

Tanımam etmem. Kimdir, nedir, necidir? Bir gün Mehmet Binboğa’nın facebook sayfasında şiirini gördüm. O gün yeni bir şairi tanıdığım gün oldu. Ne zamandan beri şiir yazıyor bu kız, bilmiyorum. Evli mi, bekar mı, kaç yaşında hiçbir bilgim yok. Bu yazıyı yazdığımdan da onun haberi yok. Birisi hakkında yazacaksam yazarım ve kendisinden izin almak gibi zorunluluk yoktur. Sanatın-edebiyatın içindeyseniz bunu baştan kabul etmişsiniz demektir zaten.

Bugüne değin kişilerle ilgili yani kendi sanatçı yönleriyle ilgili çok yazı yazmadım. Genelde bana gönderilen kitapların eleştirilerini yaptım. Hepsinin değil tabii. Bazıları o kadar kötüydü ki olumsuz yargılamak bile olasılık dışıydı. Olumlu veya olumsuz yargı gerektiren eserleri ise eleştirdim elbette. Hiç kimse de geri dönüp benden yazdıklarımın hesabını sormadı. Kimseye hatır gönül yapmadığım, yanlışların altını çizdiğim bilindiğinden dolayı olsa gerek.

Gerçekten, kişiyi yazmak üstelik hakkında sıfır bilginiz olduğunu da hesaba katarsak çok kolay olmasa gerek. Songül Eski’nin bir şiir kitabı olduğunu öğrendim o kadar. Bu kitabı ne zaman yazmış, üzerinden ne kadar zaman geçmiş bilmiyorum. Yeni kitap hazırlığı var mı ondan da haberim yok. Belki bu yazıyı okuduğunda kendini anlatan bir yazı yazar ve bizler de o yazıyı buradan okuruz. Geleceğe kalacak ender şairlerden biri olmaya aday bu şairi tanımak hakkımız olsa gerek.

Kendi sesinden hazırladığı bir videoyu izledim. O kayıtta kendi şiirini seslendiren şairimizin olağanüstü bir diksiyona sahip olduğunu izledim. Mükemmel bir yorumlama. Şairler genellikle kendi şiirlerini seslendiremezler. Hatta, ezbere bildikleri şiirleri de pek yoktur. Ama, Songül Eski’deki yorumlama yeteneği olağanüstüydü. Keşke diyorum şiirlerini bu şekilde okurlarıyla buluştursa.

Bir şiirde aradığımız özellikler nelerdir? Şiir olması mı? Evet ama bu yeterli değil. Şiir duygu ve düşünce yüzdelerini eşit oranlarla bünyesinde taşıyorsa, simgeler şiirin içinde başıboş dolaşmayıp her biri durması gereken yerde nöbet bekliyorsa o zaman o şiir kendini bizlere sevdirir. Nerede hangi simgeyi kullanacağını, duygularıyla düşüncelerini eşit oranlarda harmanlayıp bize sunan bir şair var karşımızda.

Bu kızın bir özelliğinin de kimseye sataşmamak olduğunu gördüm. Onca zaman gizli gizli kendisini izledim. Kimseye sataştığına tanık olmadım. Oysa, şairler kavga etmeyi pek bir severler. Birbirlerini küçük görmeyi, kendilerini yüceltmeyi, en iyinin kendileri olduğunu sanacak kadar geniş bir egoları da vardır. Tamamı bu sınıflama içine girmez elbet ancak, karşınıza çıkan ilk şaire bu konuyu açın. Benden iyisi yoktur anlamında size şiir okumaya başlarsa şaşırmayın. Şairlerin bu tarz özellikleri olduğunu onlar da kabul eder. Tekrar söyleyeyim, hepsi değil. Songül’de ise böyle bir ego yok. Kendi işine bakıyor. İyi de ediyor.

Ego bir şairi yüceltir mi yoksa ona engel mi olur? Bu soruya yanıt verebilmek çok güç. Kendine olan özgüveni egoya çevirmek yanlış. Yoksa, özgüven güzel bir şey olsa gerek. Bana göre en güzeli kendi işine bakmak olmalı.

Daha fazla sözü uzatmayayım. uzun yazıları okumak zor oluyor. Buraya Songül Eski’nin şiirlerinden hiçbirini koymuyorum. Sayfasına bakın ve oradan okuyun daha iyi. Evet, bu kız gerçekten güzel şiir yazıyor. Eğer bu günden yarına on şair kalacaksa bunlardan biri de Songül Eski’dir.

Erdinç OZAN


Erdinç OZAN Kimdir?

1957 Rize doğumlu. Rize Lisesi Edebiyat bölümünü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize Meslek Yüksek Okulunu ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Ekonomist ve yazar.

29 yıl Rize’de, 24 yıl İstanbul’da 6 yıl Karabük’te yaşadı. Ayvalık’a yerleşti ve son bir yıldır burada yaşamakta. Özel sektörde satış ve pazarlama uzmanı ve müfettiş olarak çalıştı. Emekten yana olduğu için kendi deyimiyle 22 kez iş değiştirdi ve 19 işten kovuldu.

Yazı yaşamına 1980 de öykü yazarak başladı. Yüzlerce Sanat-Edebiyat dergisinde ve gazetelerin sanat yapraklarında şiir, deneme, öykü ve eleştirileri yayımlandı. Eleştirel yazılarında eş-dost ayrımı yapmadan yanlışların altını cesurca çizmesiyle tanındı. Toplumcu-Gerçekçi sanat anlayışını benimseyen yazar, tüm karakterlerini yaşamın içinden aldı. Sanal dünyalar ve ütopik duygulardan uzak, hayatın katı gerçeklerini akıcı bir dille gözler önüne serdi. Gerçeklerden yola çıkarak gerçeğe ulaşmayı hedefledi. Yaşanmış ya da yaşanmakta olan hayatları kuytu köşelerden alıp okurlarıyla buluşturdu.

İlk kitabı ”Dağlar da Ağlar” (öykü) Haziran 2014’te yayımlandı. Bu kitaptan sonra kendisine ”Dağları ağlatan yazar” yakıştırması yapıldı. İkinci kitabı ”Dökün Beni Yıldızlara” (roman) Ağustos 2016’da yayımlandı. Hemen her okuyanı gözyaşlarına boğan bu roman emeklilikte yaşa takılanların yaşadığı sosyal dramı gözler önüne serdi. İşsizliğin yol açtığı sebeplerle dağılan bir ailenin anlatıldığı kitap EYT tarafından sahiplenildi. Kitabın İzmir Karşıyaka’daki imza günü develi bir eylemle mitinge dönüştürülerek edebiyat tarihinde bir ilke imza atılmış oldu.

İrem adlı bir kız çocuğu olan Erdinç Ozan, yerel basında aynı zamanda köşe yazarlığı yapıyor. Edebiyat dergilerinde  öykü ve denemeler yazıyor. 2017’nin son ayında üçüncü kitabı doğu ve batı kültürleri arasındaki çatışmayı gerçek bir aşk düzleminde konu alan ‘Narin Safran’ adlı romanı çıkacak. Ardından ”Balıkçı Kız”,  ”Şirin mi Şirin” ve ”Tophane” adlı üç romanı daha yayımlanacak.

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?