Bir Kitap Üzerine: “Zamanın Döngüsünde Dersim” / Sayme KOŞAR

Bir Kitap Üzerine: “Zamanın Döngüsünde Dersim”

Bezuvar Kültür Sanat Dergisi, Aralık 2012 Ocak-Şubat 2013

Kitabın Adı: Zamanın Döngüsünde Dersim

Kitabın Yazarı: Turabi SALTIK

Fam Yayınları, Mayıs 2012, 176 sayfa

Turabi Saltık, bir halk kültürü aşığı bana göre. Kendini Dersim kültürüne adayan ama bununla yetinmeyip diğer halk kültürlerine ilişkin de araştırma yapan bir yazarımız.

 

Dersim’in tarih öncesini yöredeki diğer uygarlıklarla birlikte ele alarak öğrenebiliyoruz: ”Dersim’de binlerce yıl öncesinde birçok medeniyet yaşanmışlığının kuvvetli izleri vardır. Hitit, Asur ve Aşşuva/İşşuva mücadelelerinde geçen kayıtlar, Dersim’in sınırlarını doğrudan ilgilendirmektedir.” diyerek. Ovacık, Çemişgezek ve Xozat’ta bazı yer adlarının izlerini sürerek kadim kültürlerin buralarda yaşadığına dair ipuçları veriyor. Yukarı Mezopotamya inançlarında yer alan güneş, dağ, akarsu, ay kutsal kabul edilirken, bunların Dersim’den Anadolu ve Ege’ye yayıldığını belirtiyor. Çeşitli uygarlıklarda dağın yerini ve önemini belirterek Luvi kelimesinin izini sürüyor. Işık-karanlık, Güneş/Ra kelime anlamlarını ve değişik inançlardaki algıyı, Raa Haq’la ilişkilendiriyor. Aşşuva/İşşuva olarak bildiğimiz Dersim’in de içinde yer aldığı bölgenin adının “buğday üreticisi” anlamına geldiğini, antik yunan yazarlarının Dersim’e “Partheniya” dediklerini ve Dersim’e Mameke adının 12.yy’da, Kalan adının da Moğol istilası zamanında verildiğini (13.yy) söylüyor.

 

Kitap, akademik bir yayın değil. Ama yazar öylesine bir aşkla anlatıyor ki belge-bulgu isteminizi erteliyorsunuz. Zaten kendisi de Dersim’e arkeolojinin hiç uğramadığının altını çizerek, Dersim tarihinde sözel anlatımın neredeyse tek bulgu olduğunu belirtiyor. Yani tarih öncesi Dersim tarihi ile ilgili bilgilere temkinli yaklaşmak kaydıyla akıcı ve samimi bir Dersim kitabı okuyoruz.

 

Bir masal dinliyoruz sanki. Anlatıcı “Kal”, bizi öylesine ustaca sürüklüyor hikâyenin içine. Zerdüştlüğü temel alıyor, bilgi oluşumunu, insan yaşamını anlatırken ve Dersim’in mezar kültürünün önemine değiniyor. “Arkeoloji’nin girmediği Dersim’i dille tanımaya çalışmalıyız.” derken birçok bilgiyi de bu yolla kanıtlamaya çalışıyor.

 

Dersim’in toplumsal ve iktisadi yaşamını anlatırken; yakın çağda, Xeç’in önemli ticaret merkezi ve bir Ermeni yerleşim yeri olduğuna dikkat çekiyor. Dağlık kesimde yaşayan halk daha yoksuldu ve bu yüzden ova köylerine “Qol” gönderiyordu, bu Dersim’in birliğinin önünde en büyük engeldi.” diyor haklı olarak. “Zamanın Döngüsünde Dersim’i”okurken, söylencelerle karşılaşıyoruz doyumsuz lezzette. Anlatılanlar gerçek; ama geçmişle ilgili olunca yazmak zor. Sözlü anlatımın inandırıcılığı sorunu yaşanıyor. Yazılı belge mi? Ama o Dersim’de geçmişte hiç olmadı ki!

 

Dersim köy ekonomisini anlatırken öyle yalın, duru ve inandırıcı ki, tarihten süzülüp gelen bir bilge gibi.”Dersimde de insan hiç yorulmadan, tarihsel uzun bir yürüyüşten gelmiştir.”

 

Yazar bu yürüyüşte; çeşitli uygarlıkların yaşadığı yörede, her çağda ayrı bir inancın olduğunu belirtiyor ve sonunda Raa Haq’ta buluşturuyor bu inançları. Dersim’in bağımsızlığını hep koruduğunun, angaryaya karşı çıkıp vergi vermediğinin (Ortaçağdan itibaren) altını çizerken; ”Dersim Kişiliği”nin oluşumunu fısıldıyor sanki.

 

Alevi/Kızılbaş inancına geniş yer verilen kitapta; Xızır, Alevi/Kızılbaş ocakları ve Dersim sosyal yaşamının önemli parçaları olan, musahiplik ve kirveliği anlatıyor. Cem, Semah, cem müziği verilen diğer bilgiler. “Cem müziği ajitasyon değil, onur müziğidir.”diyor.

 

En büyük yaramızı, 1937-38 Kırımı’nı özetliyor. Planlı bir mühendislik çalışması olduğunun altını çizdikten sonra, kırımdan arta kalanların sürgün edilmelerini ve gidenlerin topraklarına geri dönmeleriyle Devletin sürgün politikasının tutmadığını vurguluyor.

 

Dersim Ermenilerini anlattığı bölümde içimizi burkan hikâyeler var. Çemişgezek’ten, Ovacık’tan, Mazgirt’ten ve Péri’den.. 1994 köy boşaltma, orman yakma ve sonuçlarına değinen yazar şunları söylüyor: “Dersim Cumhuriyet’ten bu yana büyük haksızlıklara uğradı; ama gene de, Dersimliler Dersim’i, insanların insanlaştığı bir yer olarak korudular. Zulme diz çökmediler. Asla da zulme diz çökmeyeceklerdir.”

 

Sayme KOŞAR

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?