“Alevi kadınlar özgürdür” / Gülfer AKKAYA

“Alevi kadınlar özgürdür”

Alevi toplumunda sık sık karşılaşırız “Alevi kadınlar özgürdür” cümlesine.

Bu cümle içinde açık ve gizli iki farklı anlam barındırır.

Açık olan, Alevi kadınların kendilerini başka inançtan kadınlarla kıyaslıyor olmaları. Bu cümleyi kuranlar Alevi kadınları Müslüman kadınların durumlarıyla kıyaslarlar. Çünkü Alevilik inancı ve Alevi pratiği kadınlar açısından İslam inancına göre daha ileridedir. İslam inancında kadın bedenine yönelik erkeklik baskıları, İslam inancının kadınlar aleyhine cinsiyetçi kurallar bütününden oluşması, dahası İslam’da kadın ve erkeğin eşit kabul edilmemesi bu kıyaslamada Alevi kadınların ellerini güçlendirir.

Güncel hayatta, ailede ve kamusal alanda Alevi kadınların görünür olması Alevi kadınlarının kendilerini Müslüman kadınlara göre daha özgür görmelerine neden olur.

“Alevi kadınlar özgürdür” cümlesinin içindeki gizli anlam ise aslında aynı zamanda Alevi kadınların da özgür olmadıklarının itirafıdır. Çünkü Alevi kadınlar kendilerini başka toplumsal gruplardan kadınlarla kıyaslayarak kendilerine özgür diyorlar. Bu da olsa olsa “kıyaslı özgürlük” olabilir.

Topyekün bir özgürlüğün olmadığı yerde ancak kendinizi başkalarıyla kıyaslayarak özgür görüp böylece üzerinizden baskının ve sömürünün yükünü atıp rahatlayabilirsiniz. Ya da kendinizi kandırabilirsiniz diyelim…

Ama yine de bu kıyaslı özgürlüğün bir hilesi var. Kendinizi birileriyle kıyaslarken seçtiğiniz “kıyas arkadaşınızın” sizden daha ileri koşullarda olmaması gerekir.

Oysa mesele kadınların özgürlüğü ise, özgür olduklarını düşünen Alevi kadınlar neden kendilerini gerçekten özgür olmanın kriterleriyle kıyaslamazlar da, zaten kadın ve erkeği eşit görmeyen eşitlik karşıtı bir inançla kıyaslarlar? Orası zaten özgürlük iddiasında bulunmuyor ki. Böyle bir derdi yok.

Şayet Alevi kadınlar özgürlüklerini ölçmek için kendilerini, kadınları gerçekten özgürleştiren evrensel kabullerle kıyaslayacak olsalar ortaya bambaşka bir sonuç çıkar.

Alevi kadınlar kimi din ve inançlardan, kimi toplumlardan kısmen daha ileri olabilirler ama buna özgürlük denebilir mi?

Ailede, eğitim ve çalışma hayatında, mirasta, fırsat eşitliğinde yeri erkekten sonra gelen, Alevi örgütlenmelerinde ancak numunelik olarak, o da çoğunlukla başka bir erkeğin gölgesinde yönetici konumda olabilen, kadın kollarının aldığı kararların ancak yönetimlerden onay alarak hayata geçirilebildiği Alevi kadınlar mı özgür?

Ana’nın “sır olup” kaybolduğu, yerine sadece Dede’lerin posta oturduğu erkek egemen cemlerde, can olmak ilkesinin erkek cinsinin öne çıkartılıp kadın cinsinin geriye itilmesiyle zedelendiği pratikler mevcutken kadınlar “özgür” demek mümkün olabilir mi?

Bu cinsiyetçi pratikler içindeyken cinsiyetçilikle mücadele etmek yerine, kendisini başkalarıyla kıyaslayan ve cinsiyetçiliğin üstünü örterek özgürüz diye tanımlayan Alevi kadınlar unutmamalı ki bu tutumları en başta kendilerini ve tüm Alevi kadınları olumsuz etkilemekte, özgürleşmelerinin önünü tıkamakta.

Böyle diyerek Alevi kadınlarının özgür olmadıklarını gizliyor, onları gerçekten özgürleşmek için vermeleri gereken mücadeleden uzaklaştırıyorlar. Böylece farkında olarak ya da olmayarak erkek egemenliğine hizmet etmiş oluyorlar.

Oysa özgür olmadığımızı, haklarımızın erkekler tarafından gasp edildiğini bilip kabul edersek haklarımıza sahip olmak için kadınlarla yan yana gelip birlikte mücadele edebiliriz.

Ortada utanıp sıkılacak bir durum yok, özgürüz diye kendimizi kandıracak bir durum da.

Alevi kadınlar olarak biraz daha rahat yaşıyor olmak tabii ki önemli ama o biraz daha rahat yaşamaya daha fazlasını nasıl katarız diye çabalamak temel mesele olmalı.

25 Kasım Kadına Yönelik Erkek ve Devlet Şiddetine Karşı Mücadele günü gelirken, şiddeti kaldırmak için eşitlik ve özgürlük mücadelesi zaruri.

Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa diyoruz. Dünya ancak özgürlüğe susamış ve onu almak için örgütlenen kadınlarla yerinden oynatılabilir.

Özgürlük, eşitlik aşkıyla…

Gülfer AKKAYA

(Alevinet)


Gülfer AKKAYA Kimdir?

 1972 Şubat’ında, Sivas Kangal’da Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğdu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde “Kadınların paralı günleri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

Çok uzun yıllar dergi ve gazetelerde editörlük yaptı. Aynı zamanda haber portallarında, internet sitelerinde, dergi ve gazetelerde halen yazmakta.

2000 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunmakta.

2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”,

2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu”,

2014 yılında “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”,

2017 yılında “Yol Kadındır” adlı kitapları yayımlandı.

Maddeci radikal feminist ve sosyalist.

Okumayı söktüğünden bu yana okur-yazar.

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?