Adam / Oğulcan MAVUNACILAR

Adam

Eve geldiğinde her zamanki gibi eşi onu kapıda karşılamıştı. Üstünü değiştirmeden salonda, açılınca çekyat olan koltuğa oturmuş akşam haberlerini izlemeye koyulmuştu. Haberi sunan spiker, yeni asgari ücretten bahsediyordu. İki yüz liralık bir zam gelmişti. Diyecek o kadar çok kelimesi olmasına rağmen susmuş, dudağının sol tarafını hafifçe kaldırıp dalga geçercesine burnundan bir nefes vererek gülmüştü. Onu ilgilendirmeyen ve canını sıkmasına neden olan haberleri izlemekten vazgeçerek yerinden kalkmış, odasında oturan oğluyla biraz konuştuktan sonra kendini duşa atıp günün yorgunluğunu bedeninden akıtmıştı. Sofraya oturduklarında herkes sessizce yemeğini yerken eşinin suratına bakmış ve göz altlarının morardığını gördükten sonra ona “ Neyin var?” diye sormuştu. Eşi utana sıkıla, dün gece horultusundan dolayı hiç uyuyamadığını söyleyince o an salonda yatmaya karar vermişti. Gece olup herkes odasına çekildiğinde  o da yeni yerine geçmişti.

Gecenin ürkütücü sessizliği içinde salondaki çekyata uzanmış, uykusunun gelmesini bekliyordu. Hâlbuki bugüne kadar kafasını yastığa koyar koymaz rüya görmeye başlardı. Bu yer değişikliği uyuyamamasının başlıca nedenlerindendi. Çünkü o, kendinden başka herkesin iyiliğini düşünen, kimseye hayır diyemeyen bir yapıya sahipti. Kimsenin kendisinden rahatsız olmasını istemezdi. Fakat yorgundu. On sene önce çalıştığı devlet dairesinden emekli olmasına rağmen hâlâ çalışıyordu. Sorumluluklarının farkındaydı. Geçindirmesi gereken bir ev ve okutmak zorunda olduğu bir oğlu vardı. Bütün bunları aldığı emekli maaşıyla yapamıyor, bu nedenle asgari ücretten daha düşük bir maaşla gündüzleri taksiye çıkıyor ama bu bile girdiği borçların altından kalkmasına yetmiyordu. Gelir, gideri karşılamadığı için kredi kartı kullanmak zorunda kalıyordu.

Aybaşının gelmesine daha üç gün vardı ve o son parasını yarın okula gidecek olan oğluna verdiği için bu zaman zarfında ne yapacağını kara kara düşünmeye başlamıştı. Uyuyamaması yetmiyormuş gibi yattığı yerin hemen arkasında bulunan duvardaki saatin çıkardığı tik tak sesi her şeyi daha da zorlaştırıyordu. Aklını başka şeylere yönlendirse de kendini en sonunda saatin sesini dinlerken buluyordu. Bu yüzden son çare olarak yatağından kalkmış ve saati durdurmuştu. Daha sonra yastığının altında duran cep telefonuna bakmış ve kaç saat sonra kalkacağını kontrol etmiş, o an birden korkuya kapılmış, gözü telefon ekranındaki saatin hemen altında duran tarihe takılmıştı. Yarın yıllardır aynı yastığa baş koyduğu eşinin doğum günüydü. Cebinde beş kuruşu yoktu. Ne yapacağını bilmiyordu. Bu düşünceler içerisinde zorla uyumuştu.

Herkes yatağında mışıl mışıl uyurken gece telefonuna kurduğu alarmının çalmasıyla gözlerini yeni güne açtı. Ancak uykusunu tam alamadığı için yattığı yerden hiç kalkmak istemiyordu. Gözlerinin içi yanıyordu. Banyoya gidip yüzünü soğuk suyla yıkadı. Bu onu, bir nebze olsun kendine getirdi. Daha sonra üzerini değiştirip kilitli olan kapıyı sessizce açtıktan sonra ekmek parası kazanmak için işe koyuldu.

Yoğun bir gün geçirmişti. Sabah güneşli olan hava öğlene doğru birden dönmüş, kara bulutlar güneşin ışıklarını keserek yağmura neden olmuştu. Her yağmurlu havada olduğu gibi taksiciler durmaksızın çalışmıştı. Bütün bu yoğunlukta aklında hep eşinin doğum günü vardı, mesaisinin bitmesine az bir zaman kalmasına rağmen ne yapacağına karar verememişti. Eve gitmeye yüzü yoktu. Yıllardır ona hiçbir şey yapamadığını biliyor, bu durum canının sıkılmasına yetiyordu. Fakat o an aklına bir şey geldi. Evet, parası yoktu, ona pahalı hediyeler alamayacaktı ama elinden gelen tek şeyi yapabilirdi. Bu düşünceyle mesaisini bitirdikten sonra evinin önüne gelip arabasını park etmiş ve yağmurun şiddetine aldırmadan yürümeye başlamıştı.

Eşi kapıyı açtığında onu karşısında sırılsıklam buldu. Bütün gün direksiyon başında olan biri nasıl bu kadar ıslanabilirdi? Kendi kendine sorduğu bu soruyu cevaplandırmaya çalışırken adamın ceketinin iç cebine sakladığı çiçekleri çıkarması şaşkınlığının bir kat daha artmasına neden oldu. Elinde tuttuğu bu çok güzel kokan çiçekleri ona uzatırken başı mahcubiyetle öne eğildi. Gözlerinin içi gülen kadın hediyesini aldıktan sonra suratına güzel bir gülümseme yerleştirerek karşısındaki adamı izlemeye koyuldu. Ayakkabılarını çıkarıp içeri giren adam eşine güzelce sarıldıktan sonra ona bir zarf uzattı. Kadın ne yapacağını bilemeden elinde tuttuğu çiçekleri adama uzatıp zarfta yazılanları okumaya başladı;

 “Canım karıcığım. Benim sen ve oğlumdan başka sığınabileceğim kimsem yok. Gidebilecek bir kapım da. Bu zamana kadar sizin için her şeyin en iyisini yapmak için çabaladım durdum. Biliyorum, bütün bu mücadelede başarılı olamadım. Yenileceğimi bildiğim halde hâlâ savaşmaya devam ediyorum. Belki isteklerinizi yerine getiremiyorum sana pahalı hediyeler de alamıyorum, bunları önemsemediği de biliyorum ancak benim içime sinmiyor. Sen dünyadaki bütün güzelliklerin en iyisini hak ediyorsun lakin durumumuzu biliyorsun. Bu yüzden kusuruma bakma, elimden gelen tek şey sana bahçelerden çiçek toplamak oldu. Fakat bir gün inanıyorum her şey çok güzel olacak. Şunu bil ki, senin yüzünü görerek başladığım her gün bana güç veriyor. İyi ki varsın, iyi ki doğdun, seni çok seviyorum.”

Kâğıtta yazılanları okuyan kadın gözyaşlarına hâkim olamadı. Karşısında sırılsıklam olmuş kocasının ıslaklığına aldırmadan sarıldı. Dışarıda bulutların yaşlarıyla ıslanmış olan omzu, eşinin gözyaşlarına karıştı. Bu anda kadın, adamın kulağına;

“Sen benim dünyada tanıdığım en zengin adamsın. Önemli olan bana maddi şeyler alman değil, emeğinle bir şeyler yapman. Ben bu dünyaya bin kere gelsem yine seni sever ve muhteşem bir adam olan seninle evlenirdim. İyi ki varsın.”

Oğulcan MAVUNACILAR

 


Oğulcan Mavunacılar Kimdir?

2 Nisan 1993’te İstanbul’da doğan Oğulcan Mavunacılar, ilk ve orta öğrenimini Reşat Nuri Güntekin okulunda tamamladıktan sonra, öğrenim hayatına Ahmet Sani Gezici Lisesi’nde devam etti. 2012’de Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi / Tarih bölümünü kazanan Mavunacılar, 2016’da pedagojik formasyon eğitimine de tamamlayarak Tarih öğretmeni olarak mezun oldu.

Mavunacılar, çoğunlukla deneme türünde yazmayı tercih etmekle birlikte bitirmek üzere olduğu bir de roman çalışması vardır.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?