YAZI DİZİSİ: 1993 Sivas Madımak katliamı Cumhuriyet ve Aleviler-3 / Turabi SALTIK

YAZI DİZİSİ: 1993 Sivas Madımak katliamı Cumhuriyet ve Aleviler-3

Cumhuriyet kurulunca varlığını tek dil, tek din, tek ırk anlayışı ile sürdürdü. Etnisite, inanç ve dil farklılıklarını kabullenmedi. Ancak buna karşın ülke içerisinde birlikte yaşamaktan ve cumhuriyet içerisinde kalarak; kültürel, siyasi, inançsal kimliklerini özgürce hayata geçirmek isteyen Aleviler/Kızılbaşlar yok sayılmışlardı. Ankara’da hükümet bu anlayıştaydı. Bu yüzdende pek çok defa Alevilere/Kızılbaşlara karşı şiddete başvuruldu.

Önce 1921’de Koçgiri’de, 1937- 38’de Dersim’de şiddete başvurulmuş, seksen bine yakın Alevi/Kızılbaş yurttaş yaşamlarını kaybetmişti. Sonra Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi. Halk yerlerinden, köylerinden edildi, sürgünler gerçekleştirildi. Katliamlar, ölümler, sürgün yaşamlar birer travmaya dönüşmüştü.

Geride sağ kalan Alevi/Kızılbaş çocukları küçük yaşlarda yatılı okullarda asimle edildiler. Başlarına gelen bunca baskı ve felaketlerden sonra Aleviler/Kızılbaşlar, cumhuriyete bağlı kaldı, cumhuriyet hükümetlerini sorumlu tuttular. Sorun cumhuriyette, devlet anlayışındaydı. Devletin Alevilik/Kızılbaşlık anlayışındaydı.

Dün olduğu gibi bugünde; Aleviler/Kızılbaşlar cumhuriyet içerisinde farklı bir eziyete tabii tutulmuş; başları beladan uzak kalmamıştı. Aleviler, başlarında eksik olmayan belalarla birlikte, sonraki yıllarda şehirleşme ile köylerden şehirlere yerleştiler. 1950’lerden sonra köyden kente göç Alevi nüfusun büyük bir oranını şehirlere taşıdı. Artık yalnızca Alevilerden oluşan, köy birimlerinde değil farklı inançların, kültürlerin bir arada bulunduğu şehirlerde yaşamaya başladılar. Şehre yerleşen Aleviler, Aleviliği yaşama sorunu ile karşı karşıya kaldı.

Köyde, tarlasında haksızlığa uğradığında, mal – miras bölüşümü olduğunda bu sorunlarını cemlerde çözen Aleviler, şehirlerde hakkını nasıl arayacaklardı? Şehirler, Aleviler için tuzaklarla doluydu. Şehirde cem yapamıyorlardı. İnançsal ve kültürel olarak Aleviliğini yaşayamıyorlardı. Haklarını cemlerde aramak yerine artık farklı inançlardakilerle aralarında bir sorun oldu mu mahkemeye başvurma yolunu seçmek durumunda kalıyorlardı.

*          *            *               *           *            *           *        *            *               *           *             *

Aleviler için, devletin Osmanlı’da olduğu gibi resmi bir dini vardır. Resmi mezhepten olmamak Aleviler için adeta suçtu, ayıptı. Köyünde gizli biçimde Aleviliğini yaşayan Alevi, bu kez şehirde kendini gizleyerek Aleviliğini evinde yaşıyordu. Şeriatçı kafalar; “sen de bize benze, sapık yolu bırak” diyorlardı. Köyde kalan Alevi’yi ise kendi haline bırakmıyor zorla köyüne cami yaptırıyor onu: “yola getirmek istiyor” ramazanda oruç tutmaya zorluyor, Alevileri, Sünnileştirmeye çalışıyordu.

12 Eylül 1980’e gelindiğinde ise, Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta katliamlarla karşılaştılar. 12 Eylül Askeri darbesini sağ-sol çatışması gibi göstererek, Alevi/Kızılbaş katliamlarını geçiştirenler fena halde aldanıyorlar.

Kenan Evren, tıpkı Osmanlı da olduğu gibi Alevi köylerine cami yaptırdı? Kızılbaş/Alevileri Sünnileştirme çabasına girdi.

Osmanlı’da; Kenan Evren gibi zamanından 700 yıllık tarihi bir yerleşim alanı olan Abdal Musa Ocağının bulunduğu köye cami yapmıştı. II. Mahmut, Hacı Bektaşi Veli “Pir evini ıslah”etmek için, postnişinliğe Nakşibendî şeyhi Mehmet Sait Efendiyi atamış, 1834’de Hacı Bektaşi Dergâhına cami yaptırmıştı. Yine Kırıkkale – Keskin’de – Hasan Dede kasabasında Hasan Dede Dergâhı’na da cami yaptırılmıştı. Bütün bunlar Alevileri Sünnileştirme çabalarıydı.

Yine II. Mahmut, yeniçeri kıyımı yapmış, İstanbul, Trakya ve Balkanlar da, Tiran’da pek çok yerlerdeki Alevi/Bektaşi Dergâhlarını yakmış, yıkmıştı. Üsküdar’da Kıncı Baba, Tophane’de Ahmet Efendi ve Salih Efendi gibi pek çok Alevi/Bektaşi Dedesini asmıştı. Ayrıca Alevi/Kızılbaş Dergâhları’nın binlerce cilt kitapları, kütüphaneleri yakılmıştı.

Yavuz’da 46 bin Alevi’yi katletmiş, zamanın Kocgiri’sinde sağ kalanları Kıbrıs’a sürmüş, zamanın Dersim önderlerinden Pir Rüstem Saltık’ı Dersim Pertek’te idam etmişti. Pertek’te Dalokay, Civelek gibi pek çok aileyi “tekbir getirterek” Sünnileştirmşti. Aynısını Kemah’ta Barasorlulara yaptırarak Sünnilestirmişti. Dersim Mercan’da da Kepir (Tekir) Yaylasında 6 bin Alevi/Kızılbaşı kılıçtan geçirmiş, sağ kalan Pirler, Dedeler, talipler çeşitli diyarlara sürgün edilmişlerdi.

Ve 2 Temmuz 1993 Madımak, ey insanlığın Büyük Okulu…
biriken bilimin, sanatın,
on üç saat yakılarak katledilen insanlara; seyirci kalan devletin ve zamanın durduğu an…
katil sürülerinin alkış tuttuğu vecd hali…
ey insanlık, ey ateş…
çığlığınız çığlığımız olsun…
ey kara gericilik ve bağnazlık,
sessizlik ve acı…
ocağın batsın!…..

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Otelinde ateşte yakılanların, Gazi Mahallesi’nde katledilenlerin hesabı sorulmadı. Gerçek failleri bulunmadı. Sorumluları cezalandırılmadı. Dün ve bugün Alevilere/Kızılbaşlara yönelik yapılanların hemen tümünün üstü örtüldü, gerçek failleri yargılanmadı, yapılanlar açık bir şiddet ve katliam uygulaması olarak kaldı.

 

Turabi SALTIK

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?

%d blogcu bunu beğendi: